Avrupa Savunma Ajansı, 26 Mart 2026'da AB üye devletlerinin deniz alanı durumsal farkındalık ağına erişim kapasitesini genişlettiğini duyurdu. Kapasite artışının kapsamı ve dahil edilen yeni sensör sayısı kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak MARSUR III çerçevesindeki bu adım, Avrupa'nın kıta çevresindeki deniz izleme kapasitesini derinleştirmeye yönelik uzun soluklu bir programın parçası.
EDA'nın deniz gözetleme ağı, Avrupa açıklarındaki gemi hareketlerini izlemek ve deniz güvenliğini ortak koordinasyonla yönetmek üzere tasarlandı. Mevcut uydu gözlem sistemleri ve kıyı radar ağlarını tamamlayan bu yapı, özellikle Akdeniz ve Kuzey Denizi gibi stratejik su yollarında veri paylaşımını derinleştiriyor. Ağın temel bileşenleri uydu tabanlı gözlem, kıyı radar sistemleri, ortak veri paylaşım platformu ve üye devlet koordinasyon mekanizmasından oluşuyor.
Türkiye bu tabloda çift katmanlı bir dışarıdalıkla karşı karşıya. Hem NATO hem de AB gözetleme mekanizmalarının bütünleşik katmanlarına dahil olmayan Türkiye, Doğu Akdeniz'de AB üyeleriyle paylaşılmayan bağımsız bir mimari kuruyor. ASELSAN'ın sahil radar sistemleri ve Bayraktar TB2'nin deniz gözetleme versiyonları bu mimariyi oluşturan unsurlar arasında yer alıyor.
Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge gerilimlerinin yaşandığı sularda AB üyelerinin veri paylaşımını derinleştirmesi, Türkiye ile karşı taraflar arasındaki durumsal farkındalık farkını artırıyor. Kıyı radar ağları ve İHA varlığıyla bu fark kısmen telafi edilebilir olmakla birlikte, ağ düzeyindeki dışarıdalık kalıcı bir güvenlik değişkeni olma özelliğini koruyor. Bu gerçek, yerli deniz gözetleme kapasitesine yapılan yatırımların stratejik önceliğini daha da pekiştiriyor.


