Babcock International, 22 Nisan 2026'da HMS Queen Elizabeth uçak gemisinin büyük bakım programını Rosyth tersanesinde tamamladı. 65.000 ton deplasmanlı gemi, binlerce mühendislik saatine yayılan bakım, denetim ve teknik yükseltme sürecinden geçerek göreve hazır konuma getirildi.

İtki ve stabilizasyon sistemleri ile tüm kritik sistemlerin kapsamlı denetim ve yenileme faaliyetleri bu bakım programının ağırlıklı kalemlerini oluşturdu. Queen Elizabeth sınıfı gemiler için yedinci yılda dördüncü kuru havuz girişi olarak kayıt altına giren bu bakım, hizmet ömrü boyunca bakım yoğunluğunu da teyit ediyor. Bu yoğunluk modern uçak gemilerinin operasyonel varoluşuna içkin; hava operasyonları ve yüksek tempo deniz harekâtı her iki yılda bir kapsamlı bakım gerektiriyor.

Babcock'un İngiliz deniz Bakım-Onarım-Revizyon pazarındaki konumu fiilen tekel niteliğinde. Rosyth tersanesi askeri gemi bakımının yanı sıra nükleer denizaltı bakımında da kritik konumda. Bu tekel pozisyonu Babcock'a bakım sözleşmeleri fiyatlamasında güçlü bir pazarlık üstünlüğü veriyor. İngiltere Savunma Bakanlığı açısından ise uzun vadeli bakım maliyetlerinin nasıl şekilleneceği yapısal bir risk olmayı sürdürüyor; tekel tedarikçi baskısına karşı alternatifsiz kalmak bakım bütçelerini şişiriyor.

HMS Prince of Wales için de benzer bir bakım döngüsü gündeme gelecek; iki geminin bakım takvimleri örtüşmeden yönetilmesi operasyonel sürekliliğin kritik unsuru. Carrier sınıfı gemiler, NATO'nun kolektif deniz savunması ve Atlantik güvenlik koridoru açısından Avrupa'nın en kritik deniz varlıkları arasında yer alıyor. Bakımı zamanında tamamlamak, yüksek operasyonel tempo koşullarında çalışan İngiliz denizcilik tedarik zincirinin süreklilik kapasitesini kanıtlıyor.

Türkiye'nin TCG Anadolu LHD platformu için yerli bakım kapasitesi kurma süreci bu bağlamda incelemek değer. Babcock modelinde tekel tedarikçi konumunun getirdiği mali yük, yerli bakım ekosistemi kurmanın neden stratejik öncelik taşıdığını somutlaştırıyor.