CSIS, 26 Ocak 2026'da Trump yönetiminin 2026 Ulusal Savunma Stratejisi'nin (NDS) Çin'e ilişkin bölümlerini ayrıntılı biçimde analiz etti. Stratejinin öne çıkan özelliği, Çin'e yönelik diplomatik dilin önceki dönemlere kıyasla belirgin biçimde yumuşamış olması.

2018 NDS Çin'i 'birincil öncelik' olarak tanımlamış, 2022 NDS ise onu 'en büyük zorluk' konumuna yerleştirmişti. 2026 stratejisi bu çerçeveyi terk ederek Çin'i 'dünyanın ikinci en güçlü ülkesi' olarak nitelendiriyor; strateji ayrıca 'amacımız Çin'i domine etmek değil' ifadesini içeriyor ve 'Çin'in yıkıcı, zorlayıcı veya yıldırıcı faaliyetleri' gibi önceki stratejilerde yer alan nitelendirmeleri kullanmıyor.

Buna karşın askeri modernizasyon programları ve Birinci Ada Zinciri boyunca caydırıcılığı sürdürme taahhüdü korunuyor. CSIS analizi, bu yapının diplomatik dil ile askeri programların bilinçli biçimde ayrıştırıldığı çift kademe bir stratejiyi yansıttığını değerlendiriyor. Türkiye için dolaylı ama somut etki iki eksende belirginleşiyor: ABD'nin Doğu Akdeniz ve Körfez'deki deniz varlığını azaltması halinde Türk deniz kuvvetlerinin bölgesel denge açısından göreli önemi artabilir; Çin kaynaklı savunma bileşenlerine yönelik ABD ihracat kısıtlamalarının sıkılaşması ise Türk savunma sanayiinin Çin tedarikçilerle ilişkisini dolaylı olarak etkiliyor.