CSIS, 27 Ocak 2026'da Trump yönetiminin 2026 Ulusal Savunma Stratejisi'ni üç katmanlı bir çerçeveyle analiz etti: radikal değişiklikler, ılımlı değişiklikler ve süreklilikler.
Stratejinin en belirgin kırılma noktası anakaranın savunmasına ve sınır güvenliğine ayrılan ağırlıkta somutlaşıyor. Bu öncelik hem kaynak dağılımını hem de kuvvet yapısını yeniden şekillendiriyor. Pasifik tiyatrosu için kullanılabilecek ileri konuşlu kapasitenin sıkışma riski doğuyor. Avrupa'ya yönelik savunma taahhütleri ve NATO müttefikleriyle ilgili vurgunun görece azalması CSIS analizinde ölçülebilir bir dönüşüm olarak işaretlendi; ABD kuvvetlerinin Avrupa'daki konuşlanma düzeyinin bütçe döngüsünde hangi yönde değişeceği henüz netleşmedi.
Çin ve Pasifik tiyatrosuna odaklanma stratejide korunuyor; bu unsur önceki dönemlerle süreklilik gösteriyor. Strateji tam bir kopuş değil, altta yatan kurumsal süreklilikleri koruyan ama vurgu kaymaları içeren bir belge olarak değerlendiriliyor. Rusya tehdidine verilen ağırlığın önceki NDS belgelerine kıyasla görece düştüğü de dikkat çekiyor.
Türkiye'ye yansıması çifte etkiyle özetlenebilir. ABD'nin Avrupa bağlılığı zayıflarsa Türkiye'nin NATO güney kanadındaki stratejik ağırlığı artıyor; Türkiye Boğazları, İncirlik ve Kurecik radarı gibi kritik varlıkların pazarlık değeri yükseliyor. Aynı koşul eş zamanlı olarak Ankara'ya daha fazla yerel savunma harcaması baskısı yüklemesi anlamına da geliyor. Bu iki etki birbirini dengeleyen değil, birbirini güçlendiren dinamiklerdir.
NDS'nin ittifak yönetimi bölümündeki ılımlı değişiklik işaretleri Türkiye-ABD savunma diyaloğunun zemin kaybetmediğini gösteriyor. Ancak Orta Doğu'daki ABD askeri varlığının azalması Ankara'nın bölgesel denge hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye savunma bütçesini 2025-2030 arası planlamasında ABD stratejik dönüşümünün oluşturduğu belirsizliği artık yönetmek zorunda.



