ABD Ordusu, 10 Mart 2026'da Elbit Systems of America ile 120,5 milyon dolarlık Diğer İşlem Yetkisi sözleşmesi imzaladı. Sözleşme, yeni nesil Soldier Borne Mission Command sisteminin geliştirilmesini kapsıyor. Bu sonuç, L3Harris ve General Dynamics'in SBMC programında yeterince rekabetçi teklif sunamadığı ya da Ordu gereksinimlerini tam anlamıyla karşılayamadığı anlamına geliyor.

OTA mekanizması bu süreçte belirleyici rol oynadı. Savunma tedarikçisi tabanını genişletmek amacıyla geleneksel satın alma prosedürlerini esnetme imkanı sunan bu mekanizma, yabancı kökenli Elbit'in Amerikan bağlı kuruluşunun rekabete girebilmesini mümkün kıldı. OTA sözleşmeleri çoğunlukla prototip geliştirme ve teknoloji doğrulama aşamasını kapsar; bu aşamanın ardından seçilen sistem FAR kapsamlı seri üretim sözleşmesine dönüşebilir. 120,5 milyon dolarlık değer bu dönüşümün gerçekleşmesi halinde çok daha büyük bir seri üretim rakamının habercisi.

SBMC sisteminin kapsadığı görevler net: piyade askerinin sahada komuta ve kontrol altyapısına entegrasyonu. Pratik uygulamalar harita görüntüleme, durum bilinci paylaşımı ve güvenli mesajlaşmayı kapsıyor. Taşınabilir bireysel asker ekipmanı formatındaki bu mimari, insansız sistemler ile C4ISR arasındaki entegrasyon ihtiyacının sahaya yansıması. Ukrayna savaşından elde edilen dersler bu entegrasyonun ne kadar kritik olduğunu tüm Batılı ordular için somutlaştırdı.

Elbit'in bu rekabette öne çıkması rastlantı değil. Şirket hem İsrail'de hem de ABD'deki çatışma ortamlarından elde ettiği operasyonel veriyi geliştirme sürecine sürekli geri besliyor. ABD Ordusu'nun Ukrayna dersleriyle güncellediği gereksinim listesi Elbit'in zaten sahip olduğu sistem mimarisine yakın çıktı.

ASELSAN'ın NEFER ve BITES platformları bu segmentle kısmen örtüşüyor. Ancak ABD pazarına erişim, Elbit'in bile yerel bağlı kuruluş kurarak çözmeyi gerektirdiği yapısal bir mesele. Türk firmalarının ABD pazarında yer alabilmesi için bu yapısal engelin aşılması zorunlu; bu yol salt ticari değil hukuki ve siyasi boyutları olan bir gereklilik. Şu an için bu olasılık teorik düzeyde kalmaya devam ediyor; ancak Türk şirketlerinin Orta Doğu ve NATO üyelerinde kazandığı referanslar bu süreçte kaldıraç olarak kullanılabilir.