Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), 6 Mayıs 2026'da savunma sektörü tedarik zincirlerine ilişkin kapsamlı bir analiz yayımladı. Analizin temel tezi, savunma üretimindeki kırılganlıkların yalnızca kritik hammaddelerle (CRM) sınırlı kalmayıp bileşenler, özel kimyasallar, devre kartları ve üretim süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir yapı oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Rapor, tedarik zinciri karmaşıklığını somutlaştırmak için füze üretimini örnek alıyor. MBDA'nın 2024 sürdürülebilirlik raporunda yer alan ve 4.000 tedarikçiyi kapsayan ağ, tek bir silah sisteminin ne denli geniş bir sanayi tabanına dayandığını belgeleyen bir referans olarak aktarılıyor. Devre kartları (PCB), yarı iletkenler, endüstriyel gazlar, radom malzemeleri ve test ekipmanı bu zincirin temel halkaları arasında yer alıyor.
Avrupa'da mühimmat üretimini artırma çabaları somut darboğazlarla karşılaştı; nitroselüloz tedariki bu darboğazların başında geliyor. Öte yandan Hürmüz Boğazı üzerindeki trafik kesintileri, kükürt sevkiyatını aksatarak sülfürik asit üretimini etkiliyor; bu durum bakır çıkarımından yarı iletken üretimine kadar uzanan zincirlere sıçrıyor. Sülfürik asit aynı zamanda askeri patlayıcı üretimi için de vazgeçilmez bir girdi.
Raporda ayrıca roket motor itici maddeleri için kullanılan HTPB (hidroksil uçlu polibutadien) polimeri öne çıkan bir örnek olarak ele alınıyor. Savunma kalitesinde HTPB tedarikçi tabanı son derece dar; ABD yalnızca yakın dönemde ikinci bir kaynak tedarikçi oluşturmaya çalışıyor.
Analizin bütünü, hükümetlerin yalnızca stok yapmakla yetinmeyip üretim sürecinin tüm kademelerini sistematik biçimde gözetmesi gerektiğine işaret ediyor. Savunma ve sanayi bakanlıkları arasındaki koordinasyon eksikliği bu yapısal kırılganlığı pekiştiriyor.



