İsrail Savunma Bakanlığı Genel Müdürü, 25 Mart 2026'da savunma sanayi liderleriyle bir araya gelerek Kükreyen Aslan Operasyonu'nun birinci ay bilançosunu aktardı. 2026 başından o tarihe kadar mühimmat, platform, elektronik sistemler ve lojistik destek kalemlerindeki yerli tedarik hacmi 3 milyar doları aştı.

İki buçuk ayda 3 milyar dolar, yıllık baza uyarlandığında yaklaşık 15 milyar dolar hıza tekabül ediyor. Bu, İsrail'in toplam savunma bütçesini zorlayan bir ritim. Tarihsel ortalamayla karşılaştırıldığında bu tedarik hızı barış döneminin üç ila dört katına ulaşıyor. Rakamın bir bölümü olağan tedariki, bir bölümü mobilizasyon kaynaklı stok yenilemeyi kapsıyor. Ancak ayrıştırılmış döküm kamuoyuyla paylaşılmadı.

Savaş döneminin tedarik ikilemini bu tablo somutlaştırıyor: İsrail bu tempoyla IAI, Elbit ve Rafael'in sipariş defterlerini dolduruyor ve ihracat kapasitesini sıkıştırıyor. Şirketlerin üretim hatları hem iç talep hem dış taahhütleri aynı anda karşılamanın baskısı altında çalışıyor. Almanya ve Finlandiya'ya verilmiş sistemlerin teslimat takvimleri bu iç baskıdan etkilenebilir.

Türkiye'de benzer bir iç alım yoğunlaşması yaşandığında ASELSAN ve ROKETSAN'ın ihracat sözleşmelerini ötelemek zorunda kaldığı deneyimler bu dinamiği doğruluyor. İhracat sözleşmeleri devlet düzeyinde imzalanmış olsa bile üretim kapasitesi darboğazları teslimat takvimlerini sekteye uğratabilir. Bu ölçekteki yerli alımlar savunma bütçesi üzerinde birikmeli baskı yaratıyor. İsrail'in hem operasyonel sürdürülebilirliği hem de sanayi kapasitesini eş zamanlı yönetmesi gereken dönemde stratejik öncelik seçimi kaçınılmaz hale geliyor.