Caydırıcılık mimarisinin savunmacı boyutundan taarruz kapasitesine kayış, NATO'nun son dönem doktrin evriminin en belirgin çizgisi haline geliyor. 7 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu kapsamında müttefik ülkeler, ortak taarruz kabiliyeti gereksinimlerini karşılamak için çok uluslu tedarik ve üretim programları başlattı.
GENIFR 155mm mühimmat projesinde dokuz müttefik ülke (Kanada, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, Norveç, Slovakya, İsveç ve Türkiye) NATO standardı 155mm mühimmat geliştirme çalışmasında bir araya geldi. Kara tabanlı hassas vuruş yetenekleri programında ise Danimarka, Fransa, İtalya, Norveç, Türkiye ve Birleşik Krallık yeni fırlatıcı ve füze sistemleri geliştirme çalışmasını başlattı.
Türkiye her iki programa katılımının yanında, ATMACA kara tabanlı uzun menzilli seyir füzesi için önemli bir ulusal yatırım açıkladı. NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) da ek 155mm mühimmat ve dolaşan mühimmat tedariki için çerçeve sözleşmeleri imzalanmasına aracılık etti.
Her üye ülkenin bağımsız sistem geliştirmesi yerine ortak platformlar çevresinde kümelenmesi hem maliyet paylaşımı hem birlikte çalışabilirlik açısından avantaj sağlıyor. Bu model aynı zamanda Avrupa'nın uzun menzilli taarruz kapasitesinde dışa bağımlılığı azaltma hedefini de destekliyor.
Taarruz programlarının tasarım aşamasında müzakere masasında yer almak, üye ülkeler için uzun vadeli teknoloji ve üretim paylaşımı açısından kritik. GENIFR ve kara tabanlı hassas vuruş programlarına dokuz ve altı ülke ile katılan Türkiye, ATMACA yatırımıyla birlikte bu alanda tedarikçi konumuna taşınabilir. Ankara Zirvesi'nin ev sahibi ülkesi olması, Türkiye'nin bu müzakerelere yakın durmasını kolaylaştırdı; NSPA çerçeve sözleşmelerinin somut teslimat takvimlerine dönüşmesi izlenmeye değer.



