Kennedy Uzay Merkezi'nden 1 Nisan 2026'da gerçekleştirilen Artemis II fırlatmasının ilk iki dakikasında, Space Launch System'in yörüngeye açılma kaderi Northrop Grumman'ın beş segmentli katı roket iticilerinin performansına bağlıydı. Her itici yaklaşık 3,6 milyon pound kuvvet üretti; iki itici birlikte 7,2 milyon pound itme kuvvetiyle aracı atmosferin en yoğun ve en kritik bölgesinden geçirdi.
Bu rakamların teknik bağlamı önemli. 7,2 milyon pound itme kuvveti, fırlatma anında SLS'nin toplam itme kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturuyor; RS-25 sıvı yakıtlı motorlarla birlikte erken fırlatma fazında gereKli ivmeyi sağlıyor. İki dakika sonra iticiler ayrılarak okyanusa düşüyor; görevi bitmiş ama kritik aşama tamamlanmış.
Northrop Grumman bu iticileri Space Shuttle programından devraldığı Solid Rocket Booster teknolojisini modernize ederek geliştirdi. Beş segmentli yapı, Shuttle döneminin dört segmentli iticisinden daha büyük bir itme kapasitesi sunuyor. Şirket NASA'nın bu alanda tek tedarikçisi konumunu Shuttle programından bu yana koruyor; bu tekel, hem güvenilir bir teknoloji referansı hem de kritik bir tedarik zinciri noktası anlamına geliyor.
Artemis III ve sonrasındaki görevlerde de aynı iticiler kullanılacak. Bu güvenceli sipariş akışı Northrop'a savunma bütçe döngüsünden bağımsız, öngörülebilir bir gelir kaynağı sağlıyor. Türkiye'nin katı yakıtlı roket teknolojisine gelince: ROKETSAN BORA ve SOM gibi sistemlerin üretiminde birikim kazandı, TEI motor çalışmalarını sürdürüyor. Ama büyük ölçekli fırlatma araçları için gereken katı yakıt itici teknolojisi, mühimmat motorlarından çok daha farklı bir mühendislik ve sertifikasyon katmanı gerektiriyor.

