Savunma sanayii ile üniversite arasındaki köprü kağıt üzerinde değil sahada kurulmak zorunda. SAHA İstanbul yönetimi ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal bu anlayışla Gümüşsuyu Makine Fakültesi'nde bir araya geldi. Görüşme iki eksen üzerinde ilerledi: modern silah sistemleri ve elektronik savaş ekipmanlarında kritik bileşen konumundaki Nadir Toprak Elementleri alanında ortak çalışma imkânları ve İTÜ bünyesindeki Maden Optimizasyon ve Planlama Araştırma Merkezi ile kurulacak ortaklık modeli.
Nadir toprak elementleri magnit motorlardan elektro-optik sistemlere, güdüm elektroniğinden batarya teknolojilerine kadar savunma sistemlerinin kritik bileşenlerinde vazgeçilmez konumda. Çin bu hammaddelerin küresel arzının yüzde sekseninden fazlasını kontrol ediyor. Bu tek kaynak bağımlılığı, ABD-Çin ticaret anlaşmazlıklarında nadir toprak ihracat kısıtlamalarının tehdit aracı olarak kullanılmasıyla stratejik bir hassasiyet haline geldi. Türkiye'nin bu bağımlılığı azaltmak için yerli potansiyelini değerlendirmesi stratejik bir zorunluluk.
Türkiye jeolojik olarak nadir toprak varlıkları açısından umut verici bir coğrafya üzerinde duruyor. Özellikle Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yapılan jeolojik araştırmalar bazı element gruplarında anlamlı rezervler işaret ediyor. Bu rezervlerin savunma sanayi için yeterli saflık ve miktarda işlenip işlenemeyeceği kapsamlı Ar-Ge gerektiriyor. MOPAM'ın maden planlama uzmanlığı bu değerlendirme sürecine doğrudan katkı sağlayabilir.
Üniversiteler savunmaya özgü uygulama bilgisinden uzak mezunlar veriyor; sektör bu açığı kapatmak için yıllarca kaynak harcıyor. SAHA-İTÜ temasının resmi ortaklık protokolüne dönüşüp dönüşmediği ve somut proje taahhütlerinin tarihi netleşmedi. Kurumsal temas kanallarının açılması bu döngüyü kıracak adımın başlangıcı. Bu görüşmenin ortak Ar-Ge projelerine ve istihdam kanallarına dönüşüp dönüşmeyeceği önümüzdeki bir ila iki yılda belli olacak.


