Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü SIPRI, 27 Nisan 2026'da yayımladığı yıllık raporunda küresel savunma harcamalarının 2025 yılında 2.887 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Bu rakam küresel GSYİH'nin yüzde 2,5'ine denk geliyor ve 2009'dan bu yana görülen en yüksek harcama oranını temsil ediyor.
Avrupa bölgesi yaklaşık yüzde 14 artışla 864 milyar dolara çıktı. NATO'nun yüzde 2 GSYİH harcama hedefi baskısı ve Rusya'nın Ukrayna'daki operasyonlarının yarattığı tehdit algısı bu artışı doğrudan besledi. ABD'de ise Ukrayna yardım ödeneklerinin düşmesiyle birlikte harcama yüzde 7,5 azalarak 954 milyar dolara geriledi.
Türkiye 2025 yılında savunma harcamalarını yüzde 7,2 artışla 30 milyar dolara çıkardı. Ancak asıl fark rakamda değil, harcamanın yöneldiği yerde. Avrupa'nın artışının büyük bölümü Amerikan yapımı sistem alımına yönelirken Türkiye artan bütçenin önemli kısmını yerli savunma sanayiine aktardı ve ithalat payını düşürmeyi sürdürdü.
Bu iki tercih 2030'lara doğru Avrupa ve Türk savunma sanayiinin yapısal farklılığını belirleyecek. Dışarıdan sistem satın almanın kısa vadeli avantajı, orta ve uzun vadede teknoloji bağımlılığına dönüşüyor. Türkiye'nin yerli kapasite büyütme modeli kısa vadede daha yüksek birim maliyete katlanmayı gerektiriyor; ancak dışa bağımlılığın azaltılması açısından yapısal bir tercih. Asya-Pasifik'te Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan öncülüğünde kaydedilen yüzde 8,1'lik büyüme, küresel yeniden silahlanma dalgasının çok kutuplu niteliğini ortaya koyuyor.



