Fransa ve Almanya'nın ortak C-130J Süper Herkül nakliye uçağı filosuna Mart 2026'da aktif kızılötesi karşı önlem sistemi entegrasyonu tamamlandı. Projeyi Danimarkalı Terma yürüttü; teknolojinin sahibi İtalyan Leonardo. Bu entegrasyon, NATO'nun yüksek öneme sahip nakliye platformlarında aktif öz koruma sisteminin standarda girmesinin açık bir göstergesi.
Miysis DIRCM (Directional Infrared Countermeasures), gelen kızılötesi güdümlü füzenin arama kafasını yüksek güçlü lazerle körlüyor. Sistem, füze'nin uçuş döngüsünü takip ederek lazer enerjisini arama kafasına yöneltiyor ve dedektörü geçici olarak etkisiz hale getiriyor. Bu yöntem, geleneksel ısı tuzaklarının aksine mühimmat gerektirmiyor ve çok sayıda eş zamanlı füze tehdidine karşı etkin biçimde çalışabiliyor. C-130 gibi ağır nakliye uçakları muharebe bölgelerine alçak irtifadan yaklaşıyor; kızılötesi güdümlü MANPADS bu uçuş profilinde gerçek ve belgelenmiş bir tehdit oluşturuyor.
Terma bu projede kendi ürününü değil Leonardo'nun sistemini platforma uyarladı. Bu rol şirketin öne çıkan değerini yansıtıyor: Üçüncü taraf sistemleri mevcut platformlara entegre edebilme kapasitesi, proje referansını ürün geliştirme maliyeti olmadan kazandırıyor. BAE Systems'ın CIRCM sistemiyle kıyaslanabilir operasyonel kategoride yer alan Miysis, NATO nakliye platformlarında aktif kızılötesi korumanın giderek standartta yer alan katman haline geldiğini tescil ediyor.
Türkiye'nin C-130 filosu bu kategoride aktif öz koruma sistemine ihtiyaç duyuyor. Franco-Alman adımı, benzer misyon profiline sahip nakliye platformlarında aktif kızılötesi koruma sisteminin ittifak genelinde operasyonel standart haline gelme yolunda hız kazandığını gösteriyor. ASELSAN ve Roketsan'ın elektro-optik karşı önlem sistemleri bu ihtiyaca yönelik yerli geliştirme alternatifleri olarak değerlendirilebilir. Türk C-130'larının bu dönüşümdeki yeri, hem tedarik takvimi hem de yerli entegrasyon fırsatları açısından değerlendirilmesi gereken açık bir başlık olarak gündemdeki yerini koruyor.


