TUSAŞ, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin Mart 2026'da açıkladığı verilere göre savunma ve havacılık sektörünün en büyük ihracatçısı konumunu yeniden aldı. Şirket 599 milyon dolarlık ihracatla birinci sıraya bir kez daha yerleşti.
599 milyon dolarlık rakamı oluşturan kalemler farklı anlam taşıyor. Boeing ve Airbus için üretilen gövde bileşenleri güvenilir bir taşeron kapasitenin ticari değerini yansıtıyor. A320 ve A350 programlarına sağlanan yapısal parçalar Türkiye'nin Avrupa havacılık tedarik zincirine entegrasyonunu somutlaştırıyor. Kendi geliştirilen sistemlerin ihracatı ise teknolojik yetkinliğin uluslararası alanda kabul edildiğini gösteriyor; bu iki kalem döviz kazandırma gücü açısından benzer değerde ancak bağımsızlık ve teknoloji birikimi açısından farklı kategorilerde.
Art arda ihracat şampiyonluğu sürdürmek bu gelirin tesadüfi olmadığını gösteriyor. Gövde bileşeni üretimi güvenilir döviz getirisi sağlarken büyük havacılık programlarının çizelgelerine bağımlılık da taşıyor; Boeing veya Airbus üretim hattı yavaşladığında bu gelir doğrudan etkileniyor. Kendi geliştirilen sistemlerin ihracat ağırlığı arttıkça bu döngüsel bağımlılık azalacak.
Sektörün 10 milyar dolarlık SSB ihracat hedefine uzanan yolda en büyük bireysel katkıyı TUSAŞ'tan bekleniyor. Şirketin bu hedefte ne ölçüde belirleyici olacağı büyük ölçüde HÜRJET, ATAK 2 ve KAAN programlarının ihracat sözleşmelerine ne hızda dönüşeceğine bağlı. İspanya'nın HÜRJET siparişi bu dönüşümün ilk somut adımı olarak öne çıkıyor; önümüzdeki iki yılda benzer ölçekte sözleşmelerin gelmesi ihracat yapısındaki dönüşümü tescilleyecek.



