Savunma sistemlerinin fiziksel bileşenleri kadar tasarım ve test yazılımları da jeopolitik birer araç haline geldi. ABD'nin Ansys, Dassault'un Catia veya Siemens'in NX gibi endüstri standartları, yaptırım ya da lisans kısıtlaması yoluyla ihraç edilen ürünler üzerinde kontrol imkânı sunuyor. Türk savunma firmalarının bu yazılımlara bağımlılığı, üretim hattında görünmez bir kırılganlık noktası oluşturuyor; salt yazılım tercihi değil, operasyonel egemenlik meselesi.
SSB koordinasyonuyla SAHA İstanbul tarafından Ankara'daki Havacılık ve Uzay İhtisas OSB'de (HAB) düzenlenen etkinlikte bu alanlardaki yerli alternatiflere odaklanıldı: bilgisayar destekli mühendislik (CAE), simülasyon yazılımları, tasarım ve modelleme araçları ile savunma ve havacılıkta kritik test platformları. Etkinlik, savunma firmalarının yazılım tedarikçileriyle doğrudan iletişim kurduğu interaktif bir formatta yürütüldü; KOBİ ölçeğindeki üye firmalar geliştirdikleri yerli CAD, CAE, FEM ve CFD çözümlerini tanıttı.
Uluslararası paralellere bakıldığında Hindistan bu sorunu DRDO koordinasyonuyla geliştirilen yerli CAE araçlarıyla kısmen çözmeye çalışıyor. Rusya'nın KOMPAS-3D'si ve Güney Kore'nin bazı savunma özel CAE yazılımları da bu alanda bağımsızlaşmayı hedefleyen ulusal programların ürünleri. Bu ülkelerin deneyimi, yazılım bağımsızlığının beş ila on yıllık sistematik yatırım gerektirdiğini ortaya koyuyor.
Yerli mühendislik yazılımlarının olgunluk düzeyi sektörün stratejik bağımsızlığının kritik bir ölçütü. Bir şirketin parçaları yerli üretse bile tasarımı yabancı yazılımla yapıyorsa tam anlamıyla egemen sayılıp sayılamayacağı tartışmalı. Bu tanıtım etkinliği, sektörün bu kırılganlığın farkında olduğunu ve çözüm arayışında somut adımlar attığını gösteriyor.
Yerli yazılım alternatifleri ne kadar yaygınlaşırsa Türk savunma ihracatı üzerindeki dış kontrol kolu o ölçüde kısalıyor. Sektörün bütçe önceliklerini yazılıma yeterince kaydırıp kaydırmayacağı bu dönüşümün hızını belirleyecek kritik faktör.



